Afet yönetimi ile ilgili olarak çalıştığım 2014 yılında Avrupa Birliği (AB) desteği ile oluşturulmuş bir atölye çalışmasına katılmıştım. Bu projenin finansmanı yaklaşık 1.5 milyon Avro olarak belirlenmiş ve Yunanistan’ın liderlik ettiği bir AB çalışması olarak uygulamaya konmuştu. Bir çok değişik ülkeden farklı sektörlerden katılımcılar olmakla beraber, hepsinin amacı bir kriz ve/veya acil durum anında sosyal medyanın nasıl en verimli kullanılabileceği araştırmaktı.
Gerçekten çalışılması ve geliştirilmesi gereken önemli bir konu. Sadece hükümetlerin değil sivil toplum kuruluşlarının ve büyük iş gücünü bünyesinde barındıran firmaların üzerinde durması gereken bir husus. Bu tür acil durumlarda, karar vericilerin doğru karara ulaşabilmesi öncelikle doğru bilgiye ulaşabilme imkan ve kabiliyetlerine bağlıdır. Doğru bilgiye ve büyük resme süratle ulaşabilecek tüm araçları kulanmak zorundalar. Günümüzde bunu sosyal medya ile sağlamak mümkün.
Acil durumlarda sosyal medyanın kullanılması ile ilgili bazı şartların oluşması gerekir. Şu ana kadar yapılan olay incelemelerinde ulaşılan sonuçlara göre, birlikte çalışabilirlik, internet ulaşımının kriz anında da çalışması, sosyal medya araçlarındaki kalite, güven ve özel hayatın gizliliği gibi şartların oluşması acil ve kriz durumlarında sosyal medyanın uygun kullanımını sağlamaktadır. Burada birlikte çalışabilirlikten kasıt, sosyal medya araçlarının örneğin cep telefonlarının birbiri ile uyumlu ve mobil operatörlerin sosyal medya uygulamalarına sağladığı altyapıdan bahsedilmektedir. Bir de kullanılan dilin krize maruz herkes tarafından anlaşılabilir olması gerekir.
Ayrıca kriz anında bazı kısıtlamalar olsa da sistemin operasyonel olması gerekir. Örneğin Madrid’e yapılan bombalı saldırısı sonrası ikinci bir patlamanın cep telefonlarından yapılabileceği ihtimali nedeniyle tüm mobil sistem durdurulmuştu. Ancak Norveç’te adada yapılan saldırda başka haberleşme imkanı olmadığından bilgi paylaşımı sosyal medya üzerinden yapılmıştı. Teknoloji geliştikçe bununla ilgili çalışmalar artırılmaktadır. Bu tabiki sosyal medyayı bir tehlike olarak değil krizlerde çözümü kolaylaştırıcı bir araç olarak ele alan toplum ve yönetimler için geçerlidir.
Bir diğer husus ise sosyal medya uygulamalarındaki içerik kalitesi ve zenginliğidir. Burada bahsedilmek istenen aktarılacak bilginin veya mesajın data, resim veya ses olarak kolaylıkla aktarılabilmesidir. Kullanıcıların kendisine en kolay yöntem ile süratle ulaştırmak isteği anlık durumun diğerlerine ulaşmasına sağlayacak yazılım ve içeriğin sağlanabilmesidir. Şu anda bir çok uygulama bunları kolaylaştırıcı gelişmelere imza atmaktadır.
Güven en önemli husustur. Zaten sosyal medyanın daha olayın başında yasaklanmasının en önemli sebebi provakasyonlara açık olması ve halkı panik ve galayana sevk edecek içeriklerin gönderilebilecek olmasıdır. Bu tür teknolojik imkanların artması ile vatandaş gazeteciliği (citizen Journalism) kavramı günlük hayatımıza girmiş durumdadır. Bundan kaçınmak mümkün değildir. Bu nedenle bu konunun etiği konusunda yeni nesillere okullarda eğitim vermek pekala mümkündür. Ayrıca twitter gibi sosyal medya platformları için geliştirilmiş mesajın doğruluğunu ve güvenilirliğini en az 50 kritere göre ölçebilen ve güvenilirliğini mesajın başına koyduğu 7 adet mavi nokta ile derecelendirebilen “tweetcred” gibi uygulamalarla bu problemin aşılabilmesi mümkün gözükmektedir.
İlave olarak incelenen olaylardan elde edilen sonuçlara göre olayın olmasını müteakip ilk 5 dakikada sosyal medyadan gelen mesajların doğruluk ve güvenilirliğinin yüzde yüze yakın olduğu ölçülmüştür. Daha sonra bu oranın gittikçe kötüleştiği ilk 12 saatten sonra ise çığrından çıktığı tespit edilmiştir. İlk beş dakikada gelen mesajlar bile karar vericilerin olayın boyutunu anlamaları açısından yeterli olabilecektir.
Acil durumlarda sosyal medyanın kullanılması ile ilgili dikkate alınması gereken bir diğer önemli husus özel hayatın gizliliği ve üçüncü şahısların zarar görmesi ihtimalidir. Bu konu uygun kanun ve yönetmeliklerle düzenlenmelidir ve sosyal medya kullanıcıları gerek uygulamalar vasıtası ile zaman zaman uyarılarak, gerekse diğer basın yayın organları vasıtası ile bilinçlendirilmelidir.
Son zamanlarda meydana gelen acil durum ve doğal afetlerde sosyal medya vasıtası ile bir çok canın kurtarıldığı ve mahsur kalan bir çok insana zamanında ulaşıldığı bir gerçektir. Sosyal medyayı mevcut sisteme bir ayaklanma ve muhaliflerin örgütlendiği bir platform algısından kurtararak daha faydalı işlerde nasıl kullanabilceğimizi araştırmak artık çağımızın ve insanlığımızın bir gereğidir. Dünyanın en önemli icatlarından biri olan matbaa bile ülkemize yüzyıllar sonra girmiştir. Bu bile neden batı bizden ileri sorusunun cevabıdır. Ancak insanlık için olan tüm yenilikler ve gelişmeler eninde sonunda yaşantımıza girmektedir. Buna direnmek yerine istifade kolaylıklarını aramak ve hemen kullanmaya başlamak için enerjimizi harcamak daha iyi olacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder